“Öztürk’e göre, İslam gelenekleri, Kur’an’ın ışığında yeniden gözden geçirilmelidir.

Sadece geleneklerle yürütülen bir dini İslam olarak algılamamak gerekir. Bu tarz bir yaklaşım tüm Müslümanlara zarar verir. (Alexandra Kemmerer; Frankfurter Allgemeine Zeitung, 23 Haziran 2000)
“Öztürk, Kur’an’ın zamana uygun ve modern bir şekilde yorumlanması gerektiğini savunuyor. Ona göre, Kur’an’ın ibadetle ilgili zaman üstü bölümleri, her zaman geçerlidir. Ama Kur’an’ın diğer bölümleri, zamana, bölgeye ve hatta iklim koşullarına göre yeniden yorumlanmalıdır.” (Kemal Güler; Fraenkische Nacht, Ekim 2000) “Çok engin bir popülaritesi bulunan ilahiyatçı Yaşar Nuri Öztürk Türkiye’de fırtınalar koparıyor. Onu her yerde görmek mümkün. Türk gazetelerinde yaklaşık kırk yıldan beri yazılar yazmaktadır. İkna edici bir dil ve hünerli bir kaleme sahip bulunan bu insan, yüz binlerden oluşan kitlelerle iletişim kurmakla kalmıyor, aynı zamanda İstanbul Üniversitesi’nin İlahiyat Fakültesi Dekanlığı’nı yürütüyor ve o arada birçok bilimsel makale ve kitaba da imza atıyor… Kimdir bu ‘Yeni Dinsel Kahraman’? Öztürk, İslam’a, güler yüzlü-aydınlık ve sevecen bir yaklaşımdır. Siyasal İslam’ı izleyenlerin aksine, o, inananları ‘gerçek Müslüman’ ve ‘sapık laikler’ şeklinde sergilenen bir sahte ayırımla bölmüyor. Modern Türkiye’nin hayatına bu yepyeni figür nereden gelip girdi?.. Kendisi şu açıklamayı yapıyor: ‘Gerçek bir devrimci olan Atatürk İslam’ı da kurtarmıştır. Atatürk, dinin bir başka boyutunu ortaya koydu, dinin devlette değil de kitlelerin ruhunda yaşaması gereken özüne dönüşü sağladı.’… Öztürk, İslam konusunda çok yüksek düzeyli bir eğitim aldı. Onun düşüncesine göre, ‘Müslümanların laikler-inanmışlar şeklinde bir ayrıma tâbi tutulmaları siyasal İslam’ın bir icadıdır. İnsan aynı zamanda Müslüman ve laik olabilir.’ Öztürk, halkın şu gerçeği anlamasında onlara yardımcı oldu: Laik ve Müslüman olmak ayrı ayrı iki madalyon değil, bir tek madalyonun iki yüzüdür…

Öztürk, siyasal İslam’ın özel ajandasında belirlenen paradigmaların dışına çıktı; aynı zamanda dindar ve modern olma imkânı ile geleneksel İslam arasında sıkı bir bağ kurmak suretiyle Müslümanlara yeni bir ufuk açtı…” (Margot Badran; al-Ahram Weekly, 1-7 Şubat 2001)

“Öztürk, İslam dininin kaynaklarından, laik demokrasi ile bağdaşabilen ve tesettürsüz kadınlara da eşit haklar veren modern bir İslam anlayışı ortaya çıkarmakta ve böylelikle, Atatürk’ün ‘anti-dinsel’ reformlarının geriye bıraktığı boşluğu doldurmak istemektedir… Öztürk, kendini, İslam’ın her yüzyılda yaşayan yenilikçilerinden biri olarak görmektedir… Öztürk’ün sergilediği açık görüşlülük, onun beşiğine, doğduğu gün konmadı… Babası onu Arapça ve Farsça’da eğitti. Evde, mistik şiirler ve teolojinin standart eserlerini okudu… Hiçbir Türk teologu Türk televizyonlarına Öztürk kadar çıkamadı…” (Rainer Hermann; Frankfurter Allgemeine Zeitung, 21 Ekim 2002)

“Profesör Yaşar Nuri Öztürk, destekleyenleri kadar öfkelenenleri de bulunan ünlü bir ilahiyatçıdır. Türkiye’de, ‘Dinde Yeniden Yapılanma Hareketi’nin önderi olan bu insan, geleneksel dinı uygulamalara karşı çıktı ve bu tutumu yüzünden dinci odakların hedefi haline geldi. Otuzu aşkın eseri bulunan Öztürk’ün kitaplarından bir kısmı İngilizce, Almanca ve Farsça’ya tercüme edilmiştir. ‘Dinde Yenilikçi Anlayış’ın mensuplarından olan Öztürk günümüzde bu hareketin öncüsü durumundadır.” (Turkish Daily News, 16 Şubat 2003)

“Yaşar Nuri Öztürk, günümüz Türkiyesinin en ünlü ilahiyatçısı ve laik-reformist bir İslam’ın öncü teorisyenidir.” (Die Zeit, 20 Şubat 2003)

“Öztürk’e göre, bombalarla demokrasi sağlanamaz. Böylesi bir yol insana layık bir yol değildir. Demokrasi içeriden, yani toplumun bağrından yükselmelidir… O, şöyle düşünüyor: ‘İslam dünyasına kansız ve İslam’la uyuşum içinde bir demokrasi götürmenin tek yolu, Mustafa Kemal Atatürk’ün laik Türk modelini almaktır.’ Öztürk’ün görüşüne göre, Batı, Atatürk’ü İslam karşıtı göstermekle bir hata yapmıştır. Bu hatanın sonucu olarak, İslam toplumları Atatürk modelinden ürkmektedir. Öztürk, İslam’ın modern bir yorumunu savunmaktadır. Ona göre, Ortadoğu’nun gelenekleri üstüne oturan ‘Geleneksel İslam’, Kur’an’da yazılı olan ve Hz. Muhammed tarafından öğretilen özgün İslam değildir. ‘Özgün İslam’ laik demokrasi ile bağdaşır ve örtünmek zorunda görmediği kadınlara da eşit haklar verir…” (Godehard Uhlemann; Rheinische Post, 19 Mart 2003)

“Öztürk, İslamın iki yüzünü ortaya koydu. Bunlardan biri olan ‘Kur’an’daki İslam’ Öztürk tarafından ‘Otantik İslam’ olarak tanımlanıyor. Öztürk’ün, ‘Uydurulmuş İslam’ olarak adlandırdığı İslam’ın diğer yüzüne ise tüm dünya 11 Eylül’de tanık oldu…” (Silke Koppers; Westdeutsche Allgemeine Zeitung, 25 Mayıs 2003)

“Öztürk, modern ve liberal bir Kur’an anlayışı için uğraşıyor ve İslam’ı köklü bir yenilenmeye yöneltiyor. Onun etkisi Türkiye’deki geniş kitlelerden Almanya’daki Türklere kadar uzanıyor. Öztürk, dinsel içerik ile kültürel verileri birbirinden ayıran yeni bir hareketin başında bulunuyor ve bu nedenle birçok övgü ve tenkit alıyor. (Meinhard Schmidt-Degenhard; ARD Televizyonu programcısı)

“Profesör Öztürk, şu anda Türkiye’nin en popüler, aynı zamanda da en çok tartışılan İslam düşünürüdür… Müslüman olsun olmasın, birçok insanın İslam’la bağdaştırdığı korkuların çoğunun Kur’an’a ait olmadığını ve insanlar tarafından eklendiğini savunmaktadır. Birçok İslam ilahiyatçısının aksine, diğer dinlerin ve inanışların da tanrısal bir gerçek olduğunu savunan Öztürk’ün ‘Kur’an’daki İslam’ adlı eseri ‘Kur’an’a Dönüş Hareketi’nin temel taşı olarak kabul ediliyor…” (Prof. Dr. Werner Arnold; Heidelberg Üniversitesi)
“Profesör Öztürk İslam dünyasını çok yoğun biçimde eleştiren ilahiyatçılardan biridir. Öztürk, eleştirilerini, kendilerini ‘Müslüman’ diye tanımlayan bu ülkelerin gerçekte İslam’ı temsil etmedikleri tezine dayandırmaktadır. Öte yandan, Öztürk, Müslümanların yozlaştırılmış din anlayışlarında Batı’nın büyük sorumluluğu bulunduğunu iddia etmekte ve Batı dünyasını da ağır biçimde eleştirmektedir… Öztürk’e göre, siyasal İslam İslam aleyhine kullanılmaktadır. Siyasal İslam, şiddet üretimini kolaylaştıran elemanlardan biri olarak da kullanılmaktadır…” (Turkish Daily News, 8 Aralık 2003) “Öztürk; inançları hurafeden arındıran biri ve zamanımızın en tanınmış Türk teologu olarak biliniyor… 20 yıldan beri devrede olan siyasetçiler, Türkiye’nin bu en itibarlı ve deneyimli teologuna politik görevler sundular ama o kendini bunların hiçbirine teslim etmedi.”

“Star eğitimci, milyonlarca baskı yapan 42 kitabın müellifi, köşe yazarı ve televizyon programcısı olarak kendini en doğru yere konuşlandırdı.Ona göre, akılcı bir cumhuriyetin yoluna girmiş insanların akılcı bir din anlatımına ihtiyaçları var.”

“Öztürk; siyasal İslamı, reform dışında bir şeyle adlandırılamayacak olan dinsel eserine bir tehdit olarak gördü. Birçok kişi onu “Türk Lutheri” olarak adlandırıyor. Gerçekten de o, Luthervarî bir girişimle, temel kitaba, Kur’an’a Dönüşü başlattı. Bu faaliyetiyle geleneksel İslam yapısını paramparça eden Öztürk, gelenekçi İslamî öğretileri gereksiz bir yük, son 800 yıllık teolojinin ise akıldışı olduğunu ortaya koydu.”

“Bu kısa boylu, kaslı vücutlu, tok sesli adam nerede ortaya çıksa insanlar bir anda etrafını sarıyor. İstanbul ya da Ankara, nerede olursa olsun, sokağa çıktığında, onları Allah’a yönlendirdiği için, yaşlı dedeler bile “Hocam, hocam!” diyerek boynuna sarılıp elini öpüyorlar. Kemalist aydın kesim de onu kendilerinden biri olarak görüyor.” (Welt am Sonntag, 20 Şubat 2005)